"İsteyen herkes aday adayı olabilir"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, genel seçimler için partisinden ''isteyen herkesin aday adaylığı için başvurabileceğini belirterek, ''Yasal engel yok ama partinin bu yönde alınmış bir kararı da yok'' dedi.
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol][Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Göksu Restoran'da düzenlenen yemekli toplantıda, partisinin milletvekilleriyle bir araya geldi.
Yemeğe gelişinde basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin ''Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum'un milletvekili aday adaylığı konusundaki açıklamalarını'' hatırlatarak ''CHP'de milletvekilliği adaylığı konusunda bundan sonra ne olacak?'' sorusunu yöneltmesi üzerine, ''Arkadaşlar isteyen herkes aday adaylığı için başvurabilir. Yani bir yasal engel mi var? Yasal engel yok. Ama partinin bu yönde alınmış bir kararı da yok. Sayın Süheyl Batum, yaptığı açıklamada böyle bir temenniyi dile getirmiş o kadar'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, ''Parti içinde ayrı görüşte olanlar var mı?'' sorusunu yanıtlarken ''Olabilir de, olmayabilir de. Partimiz 3 kişiden, 5 kişiden oluşan bir parti değil, 100 binlerce kişi var bu partide'' dedi.
Başka bir gazetecinin ''Amerika'ya ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği'' yönündeki sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, ''Şu anda gündemde yok'' yanıtını verdi.
Bugünkü yemekli toplantı hakkındaki görüşleri de sorulan Kılıçdaroğlu ''Güzel bir yemek yiyeceğiz beraber'' dedi.
Bu arada, yemekli toplantıya, CHP MYK üyeleri ve milletvekillerinin katılacağı, her masaya bir MYK üyesinin oturacağı öğrenildi.
Kılıçdaroğlu'ndan, Balbay ve Özkan açıklaması
CHP MYK üyesi Süheyl Batum'un "Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan'ın milletvekili adaylığı için PM'ye öneri yapacağım" sözleri Kemal Kılıçdaroğlu'nda karşılık bulmadı.
CHP Parti Grubu'nun konuşmasının ardından TBMM çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Balbay ve Özkan'ın milletvekili adayı yapılıp yapılmayacağı sorularına "Böyle bir şey yok" yanıtı verdi.
Süheyl Batum, ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıkları gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan'ın milletvekili adaylığıyla ilgili önerisinin bu kişileri cezaevinden kurtarmayı amaçlamadığını belirterek, ''Onların kurtulmayacağını bile bile, arkalarında olduğumuzu sembolik olarak gösteren birşey yapalım dedim'' şeklinde konuştu.
Batum, TBMM'de gazetecilerin sorularını yanıtlarken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ile aralarında hiçbir tartışma olmadığını söyledi. Tanrıkulu'nun açıklamalarının son derece haklı olduğunu, kendisiyle aynı şeyi söylediğini belirten Batum, ''Ergenekon Davasının, başından bu yana oyun olduğunu söylüyoruz. Herkesi içine atıp, bütün hukuksuzlukları devam ettirip, 3,5 yıl insanları tutuklu yargılamak hukuka ayrı. Ergenekon'daki sürekli devam eden tutuklamalar da bu oyunun parçası. Sezgin, bunu söyledi'' dedi.
Batum, milletvekili adayları konusunda görüşlerinin benzer olup olmadığı sorusuna, ''Kesinlikle benzer. O kişilerin kurtarılması için değil; çünkü anayasa açık, kurtarmak mümkün değil. Ne ile suçlandığını bilmeyen iki gazeteci orada. Türk toplumunun belirli bir bölümü, en azından yüzde 50'si yapılan rezilliğin, densizliğin farkında. 'Buna artık izin vermeyeceğiz' yönünde, sembolik olarak, bu ikisini milletvekili yapalım... Benimki bir öneri, onların kurtulmayacağını bile bile, arkalarında olduğumuzu sembolik olarak gösteren bir şey yapalım dedim'' karşılığını verdi.
Bunun, bir kurtarma değil, prensip meselesi olduğunu kaydeden Batum, ''Ergenekon, Balyoz, KCK davalarında insanlar tutuklu. Peki Deniz Feneri Davası nerede? Bu dava için Hüseyin Çelik'in, Bekir Bozdağ'ın hiç konuştuğunu duydunuz mu?'' diye sordu.
Umut Oran
CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran da aynı konudaki soru üzerine, şu anda gündemlerinde böyle bir konunun olmadığını söyledi. Birçok il başkanının milletvekili adayı olmak üzere istifa ettiğini, önceliklerinin örgütü tamamlamak olduğunu ifade eden Oran, genel seçim için çok başarılı bir örgütlenme uğraşı içinde olduklarını kaydetti. Oran, partide görüş ayrılığı olmadığını da söyledi.
"Maskeni düşüreceğim"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, küfürle bir yere gidilemeyeceğini belirterek, ''Ne kadar küfür edersen et Sayın Erdoğan, senin maskeni indireceğim'' dedi. Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Doğu ve Güneydoğu'da ''bunlar Hizbullah ile görüşüyorlar, beraber gidiyorlar'' dediği için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''esip götürdüğünü'' ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Kendi şahsına yakışır, kendi üslubuna yakışır, kendi aile terbiyesine yakışır, anne ve babasını tenzih ediyorum, bir üslupla bana yanıt vermeye kalktı. Ben sakinliğimi bozmadım. Eskişehir'den kısa yanıt gönderdim. Sayın Başbakan'ın ruh halini beğenmiyorum, en kısa zamanda bir doktora gitsin, dedim. Küfürle bir yere gidilmez. İnançlı adam küfür eder mi? İnançlı geçiniyor.
Müslüman adam küfür eder mi? Müslüman geçiniyor. Ahlaklı adam küfür eder mi? Ahlaklı geçiniyor. Sayın Başbakan'a soruyorum? Senin milletvekillerin Batman'da ve Van'da Hizbullah derneğine gittiler mi gitmediler mi? Soruyorum, cevap versin? Niye gittiler? Polis şimdi o gidilen dernekleri basıyor, acaba kaçakları bulabilir miyiz, diye. O kaçakları kim bıraktı? Kim takip etmedi, kim kol kanat gerdi?
Şimdi kalkacak yine küfürler edecek. Ne kadar küfür ederse hiç itiraz etmeyeceğiz. Bu millet kimin doğruyu söyleyip söylemediğini gayet iyi biliyor. Bir şey daha... Başbakan, Hizbullah'a niye terör örgütü demiyor? Yani domuz bağıyla masum insanları öldürmek, bodruma gömmek, üstünde de yemek yemek, hangi inançta, hangi ahlakta, hangi dinde var?
Eğer bu terörse niye terör örgütü demiyorsun? Önündeki engel ne? Kalkmış küfrediyor. Çünkü, maskesini indirdim. Ne kadar küfür edersen et Sayın Erdoğan ben senin maskeni indireceğim, senin gerçek yüzünü millete göstereceğim.''
''AKP ile aramızdaki fark siyah ve beyaz kadar"
Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'nin, ''bereketsiz bir parti'' olduğunu ifade ederek, ''Vatandaş, sandığa giderken, bunların bereket getirip getirmediğini de iyi düşünmeli'' dedi. Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, hafta sonu Erzurum ve Denizli'de yaptığı temaslara değindi, dün öldürülüşünün 18. yılı olan gazeteci-yazar Uğur Mumcu'yu andı.
Mumcu'yu vuran karanlık ellerin, henüz aydınlığa çıkmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, tetikçilerin değil o tetikçilere tetiği kimin çektirdiğinin önemli olduğunu belirtti. Kılıçdaroğlu, devletin ''namus sözü'' verdiğini ancak aradan geçen 18 yıla rağmen devletin verdiği sözü tutmadığını söyledi. Uğur Mumcu'yu ''düşünce adamı, gazeteci, yürekli insan'' diye nitelendiren Kılıçdaroğlu, Mumcu'nun, araştırıp, soruşturup, konunun arka planını, tarihsel derinliğini düşünerek, okuyucunun önüne kısa, etkili bir yazı koyduğunu anlattı.
Kılıçdaroğlu, Mumcu'nun, etkili, yürekli, toplumu aydınlığa çıkarmak için uğraşan kalem olduğu için vurulduğunu dile getirerek, ''Biz ona karşı yükümlülüğümüzü henüz yerine getirmiş değiliz. O, halkın adamıydı, halkın temiz duygularını, din duygularını sömürenlerin, Atatürkçü geçinip Atatürkçü olmayan, sahte Atatürkçülerin maskelerini çıkardı. Etnik kimlik siyaseti yapıp, insanları sömürenlerin kimliklerini ortaya çıkardı'' diye konuştu.
Mumcu'nun, medyada yeni bir çığır açtığını, araştırmacı gazetecilik deyimini gündeme getirdiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, Mumcu'nun gücünü; öz güveninden, kararlılığından, bilgisinden ve birikiminden aldığını anlattı. Kılıçdaroğlu, ''Bütün bunları dile getirirken bir arkadaşı vardı; kalemi. Ve onun kalemi susturuldu. Arkasından ağıt yaktık, 'kalemim düştü yere' diye onun sesinden, bizim dillendirdiğimiz ezgiler. O kalem halen yerde. O kalemi alıp, bayraklaştırmak hepimizin görevi. Mumcu'yu sevenlere, onun yanında olanlara, onun düşüncesini yüceltenlere selam olsun'' dedi.
''Kul hakkını savunmayı bıraktılar"
Kılıçdaroğlu, geçen hafta Erzurum, Denizli ve Eskişehir'deki temaslarına değindi. Erzurum'un, CHP'nin en az oy aldığı ve uzun yıllardır milletvekili çıkaramadığı illerden biri olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, Genel Başkan olarak Erzurum'a biri referandum sürecinde olmak üzere iki kez gittiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, ilk gidişinde CHP otobüsünün ana caddelerden geçişinde, el kaldıranların sayısının çok az olduğunu, kaldıranların da tereddüt ettiğini, son gidişinde ise ciddi bir kıpırdanma gördüğünü, çok sayıda vatandaşın sıcak ilgisiyle karşılaştığını anlattı. Kılıçdaroğlu, Erzurumlulara, konukseverlikleri dolayısıyla teşekkür etti.
Kemal Kılıçdaroğlu, vatandaşlar ile görüşmesinde ''8 yıldır TBMM kürsüsüne çıkıp 'Erzurum'un şu derdi var, çözülmeli' diyen bir AKP'li çıkmadı. Dertlerinizi, parlamentoda gündeme getiren CHP'dir. Artık ayrışmayacağız, bir araya gelmemiz, birlikte düşünmemiz, ülkenin sorunlarının çözümünde kenetlenmemiz lazım'' dediğini aktardı. AKP'nin, Erzurum'a ''büyük bir hizmet götürerek'', icra dairesi sayısını 2'den 5'e çıkardığını, neredeyse her 3 Erzurumlu'dan birinin icra dairesinde işinin olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''AKP'nin Erzurum'a bakış açısı bu. Erzurum göç veriyor. Herkes hayatından mutluysa, niye orayı terk edip, İstanbul, Ankara, İzmir'in varoşlarına gidip hayata tutunmaya çalışayım? Bunu, 8 yıldır ülkeyi yönetenler yaptı. 'Türkiye'de her şey yolunda, 2023'de Türkiye şöyle olacak...' Dilin kemiği yok ya, 2100'de şöyle olacak de. Şimdi gel, Erzurumlu'nun haline bak.
Uçaktan inerken siyah bir bulut görüyorsunuz; o bulut Erzurum'a dağıtılan kalitesiz kömür. Erzurumlu çocuklarımız, gençlerimiz zehirleniyor. Niye Erzurum'a kalitesiz kömür dağıtılıyor? 'Doğalgaz yok mu?' diye sorduğunda, olduğunu söylediler. Kömürü yoksul ailelere veriyorlar, o aileler de doğalgaz var, niye kömür yerine bedava doğalgaz vermiyorlar? Kullanmadığımız doğalgazın bedeli olarak İran'a 1 milyar 600 milyon dolar ödediler, kendi vatandaşımıza o gazı kullandırtmadık, kalitesiz kömür verdi. Bunun siyasetteki yeri, Başbakan'ın deyimiyle söyleyeyim, densizliktir. O kalitesiz kömürü dağıtırken bir de yolsuzluk yaptılar.
Torba kanun tasarısına eklenen bir maddeyle TKİ, bu kömürleri alırken İhale Yasası'nın dışında kalacak. Ankara Cumhuriyet Savcılığında o yolsuzluk dosyası 1 yıldan fazla bekliyor, dava bile açılmadı, bu yasal düzenlemeyle ondan kurtulmak istiyorlar. Hani yolsuzluklara karşıydın, yolsuzluklarla mücadele için iktidara geldin, hani kul hakkını savunuyordun. Kul hakkını savunmayı bıraktılar, kul hakkı yemeye başladılar. Vicdan isyan eder noktaya geldi, yolsuzluğu içselleştiren bir parti görünüme geldiler.''
''Bu partinin bereketi, hortumculardır"
Erzurum'da yapılacak 25. Dünya Üniversitelerarası Kış Oyunları'na işaret eden Kılıçdaroğlu, Erzurum'da caddede gezerken bir taksicinin yanına gelip, ''Buradan bir yolcuyu Palandöken'e götürmem yasak. İhaleyi Erzurum dışından bir firma aldı. Taksi şoförleri mağdur oldu'' diye şikayet ettiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, vatandaşa, esnafa, ''Bu olimpiyatlar nedeniyle geliriniz arttı mı?'' diye sorduğunu, ''Hiç haberimiz yok'' yanıtını aldığını anlattı. Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, bunu düşünmesi gerektiğini ifade etti.
Esnaf odalarını ziyaretinde, ''Bunlar bereketsiz, kar bile yağmıyor'' dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın bu söze alındığını kaydetti. Kılıçdaroğlu, sözlerini, ''Bütün içtenliğimle, inanarak söylüyorum; Adalet ve Kalkınma Partisi, bereketsiz bir partidir. İnanarak söylüyorum, vicdanı rahat olarak söylüyorum, bu ülkede emekliye bir şey düşmüyorsa, sanayiciye bir şey gitmiyorsa, çiftçi halinden memnun değilse, esnaf ve sanatkar siftah yapamama noktasına gelmiş, şikayet ediyorsa, bu parti bereketsiz bir partidir. Bu partinin bereketi hortumculardır, bunun için 'bereketsiz' diyoruz. Bereketin olduğu yerde herkes hayatından memnun olmaz mı? Vatandaş, sandığa giderken bunların bereket getirip getirmediğini de iyi düşünmeleri gerekir'' diye sürdürdü.
''İzleyemez, izlerse utanır"
Kılıçdaroğlu, Denizli'de de icra dairesi sayısının 4'ten 9'a çıktığını belirterek, ''Bereketli olduğu alan orasıdır'' dedi. Gittiği illerde, ticaret, sanayi, esnaf odalarını, meslek kuruluşlarını ziyaret ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, vatandaşlara, ''CHP hakkında hangi kaygılarınız, kuşkularınız varsa bize sorun'' dediğini, soru sormada hiçbir kısıtlama getirmediklerini dile getirdi.
Erdoğan'ın, bir vatandaşın, Denizli Ticaret Odasındaki toplantıda 1 trilyonluk yolsuzluğu sorduğunu, kendisinin ise cevap veremediğini söylediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
''Keşke Başbakan, orada olsaydı. Al o bandı, kendi evinde izle, nasıl yanıt vermişim. İzleyemez, izlerse utanır. Bu vatandaşın sorduğu sorular, AKP'ye sorulsaydı kıyamet kopacaktı. Herkes soru soracak, bırakın arzu ettiklerini sorsun. Çünkü bizim alınız ak, başımız dik, verilmeyecek hesabımız yok. Sorularını özgürce sordu. Aynı sorular, Başbakan'a sorulsaydı, Başbakan nasıl yanıt verirdi, onun kullandığı ifadelerden çıkardım; ajan, provokatör, ajan provokatör, densiz, ahlaksız, kendini bilmez, şerefsiz, alçak... Ama ben bu vatandaşıma, 'özgürce soru sorabilirsin, hiç çekinme, korkma. Bana sorularını soracaksın, beni de dinleyeceksin' dedim. AKP ile aramızdaki fark bu.
Siyah ile beyaz, gece ile gündüz kadar, belirgin bir farkımız var.
Olayın bir başka yönü şu; Elazığ Belediyesindeki yolsuzluk olayları, AKP'den temiz, mütedeyyin, düzgün, ahlaklı bir adam, yolsuzluklara tahammül edemiyor, itiraz ediyor, itirazlar yazıyor, açıklamalar yapıyor. Sen misin yapan; dövülüyor, hastaneye kaldırılıyor. Bize her türlü soru sorulur, cevabını veririz. Başbakan'a sesleniyorum, senin partindeki o düzgün adamı çağır Ankara'ya, bu Elazığ'da neler oluyor, dinle, kararını ver. Çağırıp dinlemezse 'Elazığ'daki yolsuzlukların ortağı Erdoğan'dır' diyeceğim.
56 ay için 6 tane pikap kiralanıyor. Bunları satın alırsanız 40 bin lira. 56 ay için pikap başına ödenen ise 1 milyon 400 bin lira. Satın almıyor, kimden kiralıyor, nasıl ödeniyor? Başbakan, bana kaynak soruyordu, sen buna niye bakmıyorsun, devletin kaynakları çarçur edilirken, sen hangi gerekçesiyle bana dönüp kaynak soruyorsun? Sen bu devletin kaynaklarını yiyenlere arka çıkıyorsun. Bu Belediye Başkanı hakkında soruşturma istendi, ahlaklı, güzel Bakan izin vermedi.''
''O koltukta oturamazsın artık"
Kayseri'deki yolsuzluk iddialarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, savcının yapması gerekenleri, kendilerinin yaptığını söyledi. Bunun, adliye için, hukuk adına bir ayıp olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, hukukun görevini, anamuhafeletin yaptığını belirtti.
Kılıçdaroğlu, ''Senin o zaman görevin ne? Ne yaparlarsa yapsınlar sonuna kadar takip edeceğiz. Adamın el defteri var, kimden ne kadar rüşvet aldığını yazıyor. Sen bu el defterini görmüyor musun, yoksa birileri 'görme' diye talimat mı verdi? Sen hukuk adamısın, sen dosyayı kapattıktan sonra eşini orada işe başlatan adamsın, o koltukta oturamazsın artık'' diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, kul hakkı yiyenlerin takipçisi olacaklarını, tüyü bitmemiş yetimin hakkını CHP'nin soracağını, bunun namus görevleri olduğunu dile getirerek, ''Biz onların yaptığı gibi din-iman edebiyatı yapıp, öbür taraftan malı götüren değiliz. Düzgün, ahlaklı insanlarız'' dedi.
"Onurluysa ayrılır..."
Kılıçdaroğlu, ''Tarafsızlığı olmadığı için tazminata mahkum edilen bir yargıç, 'ben o görevde kalacağım' diyor. Siyasal iktidar da 'biz sizi o görevde tutacağız' diyor. Onurlu bir yargıç, yargıya saygı duyan bir yargıç, yargının saygınlığını korumak isteyen bir yargıç onurluysa o görevde kalmaz, ayrılır, ayrılmak zorundadır'' dedi.
Siyasi iradenin karar verdiği, yargının da bunu onayladığı sürecin başlamak üzere olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, bunun demokrasi ve cumhuriyetin önündeki ciddi tehlikelerden biri olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, yargının sorunları kullanılarak yargının ele geçirilmek istendiğini savunarak, ''Bu ahlakla bağdaşmaz'' dedi.
''Hiç kimse silahları bırakın diyemez"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, güvenlik güçlerinin her yerde terörle mücadele ettiğini belirterek, ''Hiç kimse güvenlik güçlerimize 'silahları bırakın' diyemez. Silah onların namusudur. Adı silahlı kuvvetler zaten. O silah, demokrasi, özgürlükler, yurttaşların güvenliği için kullanılır, teröre karşı kullanılır, birilerine baskı için kullanılmaz. O nedenle şehit veren, gazi olan silahlı kuvvetlerimize, emniyet güçlerimizin tam***** geçmişte verdikleri hizmetler için şükranlarımızı sunuyoruz'' diye konuştu.
25 Ocak 2011


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla