Öldüğünde yüzünde o hiç eksilmeyen tebessümü duruyordu.
  • [Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]

[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]

Allah nasip etti vefatından sonra son bir kez görme imkânım oldu. Nasıl anlatılabilir bilmiyorum. Gerçekten çok zor. Ama uyuyor gibiydi. Sanki birazdan gözlerini açacak ve "Şu işi ne yaptın" diyecek gibi geldi. Yüzünde görevini bihakkın yerine getirmiş olmanın huzuru vardı. Ölüm bile yüzündeki ışığı örtemedi. Sınavı birincilikle kazanan bir öğrencinin sevinci nasıl yansırsa yüzüne, ya da girdiği bütün savaşları kazanmış bir komutanın gururu ne ise, öyleydi işte.
Daha genç bir üniversite öğrencisiyken arkadaşları onu şöyle tarif etmişti:
"Hayatının yarısı ibadet, yarısı çalışmadır"

Sadece okul değil bütün hayatı böyle geçti. Sadece sabah namazları bile 2 saat sürerdi. Çalışmasını anlatmaya gerek yok. Onu değerlendirmek haddimizi aşmak olur. Bazı insanlar inancını hayatına göre şekillendirir. Bazıları da hayatını inancına göre.
Erbakan Hocamız hayatını inandığı davaya vakfetti. Hep siyasetle anıldı ama andolsun ki o hiç siyaset yapmadı. "Biz cihad ediyoruz. Bizim derdimiz gelecek seçimler değil gelecek nesillerdir. Cihatta yorulmak olmaz, son nefesine kadar çalışacaksın" Tam da kelimenin anlamıyla Son nefesine kadar, son takatine kadar çalıştı.
En son sohbetlerimizden birinde "Nasıl anılmak istersiniz?" diye sorulmuştu;
Cevabı "Malıyla canıyla islam'a hizmet etmiş bir mü'min olarak anılmak isterim" olmuştu. O doğru kişiydi. Çünkü Kur'an-ı Kerim "İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir" derken onları şöyle tarif ediyordu: "Allah yolunda mallarıyla canlarıyla cihat ederler. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir" (Hucurat suresi) Allah O'nun gibi yaşamayı ve O'nun gibi ölmeyi nasip etsin.


[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]