Süreç İyi Yönetiliyor

[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol] 05 Mart 2010, 00:56
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]

Süreç İyi Yönetiliyor

Anayurt gazetesi ve Milli Ocak sitesindeki köşemde “MHP nin yükselişi Erdoğan’a seçim startı verdirdi” başlıklı bir yazım yayınlandı.
([Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol])


Kamuoyu yoklamalarında ki sonuçları gören Erdoğan’ın amacı MHP’ne saldırarak onun cevap vermesini sağlayıp, ‘bunlar dünde kavgacıydı bugünde aynı’ diye camiayla ilgili tereddütler uyandırmaktı. Meclisteki kavganın başlatılması bunun bir sebebi. Bu ve bunun gibi olacak hadiselerle yıpratmayı, kamuoyu nezdinde itibar kaybettirmeyi düşünüyorlardı. Bu durumda MHP krizi iyi yönetmek durumundaydı. Krizi iyi yönetirken yarınlar için önemli adımlar atılmalıydı. Önce kendileriyle aynı ocaktan yetişen, aynı kültürü alan, kapı kapı gezmemiş özelliğini kaybetmemiş ocakdaşlarıyla kırgınlıkları ortadan kaldırması gerekiyordu. Kırgınlarla irtibat kurulmalı; kırgınlarda Türkiye’nin içinde bulunduğu zor durumu göz önüne alarak hareket etmeliydiler. Yani herkes Büyük Atatürk’ün söylediği gibi “Söz konusu vatansa gerisi teferruat” demeliydi.


İnsanlar arasında inanç, iman ve ülkü birlikteliği varsa orada aklın yolu birdir. Bu işte Lider olan kişi başlama vuruşunu samimi olarak yapması gerekirdi. Nitekim ağır sorumluluk altında olan Sayın Genel Başkan Bahçeli grup konuşmasında birleşmeden birliktelikten bahsederek camiaya çağrı yaptı. İlk adım olarak ATP’ yi ziyaret edip yuvaya davet etti. Olumlu cevapta aldı. ATP olağanüstü kongresini topladı ve MHP ye katılma kararı aldı. Değerli Ülkücü Oktay ÖZTÜRK “gücün birleştirilmesi gereken yer MHP dir” diye de kendine yakışan bir açıklama yaptı. Sayın Bahçeli BBP si ne de mesaj göndermişti. BBP Genel başkanı, tanışmadığım ama konuşmalarını takip ve takdir ettiğim Sayın Yalçın TOPÇU da olumlu mesajlar veriyor. Bundan sonra yapılacak Hiçbir benlik duygusuna kapılmadan görüşmelerin olumlu sonuçlandırılmasıdır.


Sayın Bahçeli’nin başlattığı bu kutsal girişimi devamı gerekir. Belde başkanından başlayarak ilçe, il, merkez karar üyeleri ve Başkalık divanı üyeleri genel başkanlarını örnek alarak benlik duygusuna kapılmadan çevresindeki Ülkücüleri aramalı sormalı ve kalplerini rahatlatacak konuşmalar yapmalıdır.


İş bununla da kifayet etmez, sadece Ülkücülerle de bir noktaya gelinmez.Türk’e Türklüğe Türkiye Cumhuriyetine karşı sıkıntısı olmayan insanlarımızda bu hareket kervanına katılması için çaba gösterilmeli ve ikna edilmelidir.


Ülkücü camiada bir hareketlenme başlamıştır. Başbuğumun hayata veda etmesinden sonraki seçimden önce bir rüzgar hissetmiştik. Şimdide Türklüğün, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumun farkında olanlar nefes vermeye başlamıştır.


Ben demiştim, ben yapmıştım, ben büyüğüm, ben saygı gösterilmesi gereken makamdayım, ben dünya’yım; yıldızlar etrafımda dolaşmalı. Ben… Ben… Ben… gibi enaniyet saçan hasta düşünceler bugünkü durumda aptalcadır. Bir Belde, ilçe, il veya Genel Merkez yöneticilerinin dün ölüme beraber gittiği arkadaşını aramasında bir eziklik yoktur. Şartlar bugün seni orada diğerini de diğer tarafta bulundurmuştur.


Türk’ün, Türklüğün, Anadolu coğrafyasının, daha ileri giderek söylüyorum Türk ve İslam coğrafyasının tek umudu Ülkücülüktür/Türk Milliyetçileridir. Çünkü Ülkücüler kendi çıkarları için emperyalistlerle anlaşıp millet ve din kardeşlerinin geleceğini satmaz, onların birbirlerini boğazlama ikliminin hazırlanmasına yardımcı olmazlar.


Tabii Ülkücülerde yarınlara hazırlıklı, dünü bilen yarınlar için donanımlarını tamamlamış,beyin silahını hazırlamış,ekonomiyi,dünya ekonomisini takip eden ülke ekonomisini üst noktalara çıkarmak için plan ve programı hazır ,Tarihini bilen,coğrafya ve strateji kültürü olan,kültür,sanat konularında söyleyecekleri olanlardan olmalıdır. Olanlar ve yapalıcaklar il il, ilçe ilçe, köy köy, meydan meydan, ev ev anlatmalıdır. Korkmadan konuşulabilmeli kavga etmeden tartışmalı birlik ve beraberlikte bırakılmamalıdır. Türk Milliyetçileri Krizi iyi idare eder yarınlarla ilgili düşüncelerini iyi anlatabilirlerse gelecek seçimin sonunda en kötü ihtimalle iktidarın büyük ortağıdır. Bu büyük sorumluluk duygusuyla hareket edilmelidir.