Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, Diyarbakır'daki partililerle bir araya geldi.

[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]


Haber-Analiz: Süleyman AYDIN
(Haberiniz.com/Özel) – “Diyarbakır Buluşması" adıyla düzenlenen program, saat 12.30'da Class Otel'de yapıldı. Çevre il ve ilçelerden gelen partililerin katıldığı program ilk olarak “GÖR” adı verilen BBP projesinin tanıtımı ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını BBP Diyarbakır İl başkanı Mehmet Dadak yaptı..Bir hayli duygulu olduğu görülen Dadak’ın göz yaşlarına hakim olamadığı görüldü.
Dadak’tan sonra söz alan Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çayır, İslam'ın birlik dini olduğunu belirterek kimsenin kimseye üstünlüğü olmadığını söyledi. Çayır, Said-i Nursi’den de örnekler vererek ümmetçiliği öven bir konuşma yaptı.
Daha sonra BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu kürsüye çıkarak helikopter kazasında rahmete giden Muhsin Yazıcıoğlu’nun kazası ile ilgili DDK’nun rapaorundan bahsederek hükümete gereğini yapın telkininde bulundu.
Buradan Diyarbakır'dan sizlerin arasından Türkiye'ye ve milletimize sesleneceğim. Siyasi erke ve Başbakan'a sesleneceğim. Netice'de BBP'nin kadroları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde görülmemiş bir işi başardı. Ben 22 ay evvel Başbakan, Cumhurbaşkanı ve bu ülkeyi yönetenlere Meclis Araştırma Komisyonunu kurun dediğim zaman, siyasi erk suratıma garip garip bakıyordu. Namertlerin hainlerin, kargaşa isteyenlerin ekmeğine yağ sürmeden buraya kadar getirdik. Özal'ın ve Hrant'ın arkasında duranlar da bizim metodumuza başvurdular. Umuyorum ki bu ülkede ne kadar faili meçhul ne kadar şüpheli hadise varsa inşallah bizim bu ortaya koyduğumuz metot uygulanır ve artık hiç bir şey karanlıkta kalmaz.
Devlet Denetleme bir rapor açıkladı. Bizim kendilerine takdim ettiğimiz 17 sayfalık raporun neticesini incelediler araştırdılar, eksiği gediği var ama, sivil bürokrasi ile alakalı bir tespitin olmadığını biliyorum.. Ey Başbakan sorumlular hakkında adli ve idari soruşturmayı neden başlatmıyorsun. Siz neyin peşindesiniz sabrımızı mı deniyorsunuz, hukukumuzu sokakta mı arayalım. Bir buçuk ay evvel size yaptığım teklifi yeniliyorum Devlet Denetlemenin ortaya koyduğu rapor anamın dediği gibi Yazıcıoğlu’nun hayatına kastedilmiş ne duruyorsun. Bu konuda size teklif ettiğimi Diyarbakır’dan bir kere daha söylüyorum yetkili savcıları görevlendirin ve millet vicdanındaki bu şüpheli meseleyi çözün."
Büyük Türk milliyetçisi Ziya Gökalp’in de memleketi olan Diyarbakır’da onu anmadan geçen Topçu, Başbakan Erdoğan’dan rol çalarak, Kürtçü fikirleri ile Kürtçülere ilham olan Ahmed Hani’yi yüceltti..
Topçu, Biz biliyoruz ki, Yunus Emre ile Ahmedê Hanê aynı kaynaktan besleniyor, aynı aşkın peşinden koşmuşlar. Mevlana ile Mela-i Ciziri aynı davanın peşinde olmuşlar. Biz biliyoruz ki Bitlisli Bediüzzaman Saidi Nursi ve bizim fikrimizin mihenk taşı Ahmet Arvasi aynı davanın peşinde koşmuşlar. Bizim bu kadar birliklerimiz, beraberliklerimiz var.” Diyerek konuşmasını devam ettirdi.
Topçu gibi Yunus Emre ile Ahmed Hani’nin aynı kaynaktan beslendiğini iddia eden Kürtçü yazar Altan TanKürt Sorunu” adlı kitabının 129-131 sayfalarında Ahmed Hani’nin “Derdimiz” adlı şiirine de yer vermekte. Şiirde geçen Rum kavramı salında eserin orijinalinde “Rom” ve “Romi” diye geçer ki aslında “Türk” demektir. Kürtçe sözlüklerde de Romi, Türk olarak geçmektedir. Bir örnek için bkz.: D. İzoli, Ferheng, Deng Yayınları, İstanbul 2000, s. 363'de Rom kelimesi su sekilde açıklanmaktadır. Rom: halk dilinde Türk, türke ait, eksere romê: Türk askeri” Zaten Altan Tan şiiri Türkçe’ye çevirirken bir yerinde Türk diye çevirmiş.
İşte Topçu’nun övgüyle bahsettiği Ahmed Hani’nin Kürtçü şiiri:

[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]
“ Olsaydı eğer padişahımız
Allah ona layık görseydi bir taç
Tayin edilseydi ona bir taht
Açıkça açılırdı bizim de bahtımız
Hasıl olsaydı ona bir taç
Elbet bize olurdu revaç
Biz öksüzlere acır, namertlerin elinden kurtarırdı bizi
Bize galip gelmezdi bu Rumlar
Baykuşların elinde viran olmazdık.
Olmazdık mahkum, yoksul perişan
Yenilmez ve boyun eğmezdik Türklere ve Taciklere.
Fakat ezelden beri Allah böyle yaptı,
Bu Rumları ve Acemleri bizlere saldırttı.
Onların uyruğu gerçi utanç vericidir
Ama bu utanç ünlü kişileredir.
Bu önderler ve beyler için namustur
Ozanların ve yoksulların gücü nedir ki?
Her kim elini kılıca götürdüyse
Kendisi için devleti zaptetti erkekçe,

Ve her bir erkeği Rüstem cengâverliğinde
Bak Arabistan’dan Gürcistan’a kadar
Kürtlüktür olmuş kaleler gibi.
Bu Rumlar, Acemler onlara hisar olmuş
Kürtlerin hepsi dört kenarda yer tutmuş.
Her iki taraf Kürtlerin kabilelerini
İmha oklarına hedef yapmışlar.
Sanki Kürtler sınır başlarında kilittir,
Her kabile sağlam bir settir.
Bu Rum deryası ile Tacik denizi,
Ne kadar çıksalar, harekete geçseler
Kürtler kana bulanırlar.
Onları berzah gibi birbirinden ayırırlar.

Olsaydı eğer bir ittifakımız bizim
Hep birlikte birbirimize itaat etseydik,
Rumlar, Araplar ve Acemler tamamen
Hepsi bize uşaklık ederdi.
O zaman dini de devleti de ikmal eder,
İlmi de hikmeti de elde ederdik.
Sözler o zaman birbirinden ayırt edilir,
Gerçek hüner sahipleri çıkardı ortaya..”