[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]-----------------
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]...............
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]..................
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]...............
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]......................
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]...................
Yaşlı bir Anadolu köylüsü tek başına yaşadığı ve eskisi gibi tarlada çalışamadığı için çok dertliymiş. Susuz geçen bir yılın ardından, toprak taş gibi olduğundan, alnının teri ve büyük fedakarlıklarla okuttuğu ve tüm beklentilerini aşarak üniversite rektörü olan tek oğlu da Ergenekon 41.inci dalgadan dolayı tutuklanıp, cezaevine götürüldüğünden dolayı çok mutsuzmuş. Eşi de vefat edeli neredeyse bir ay olmuş. Sonunda dayanamamış ve 45 gündür suçunun ne olduğu bilinmemesine ve açıklanmamasına rağmen cezaevinde yatan oğluna çaresizlikten bir mektup yazmış.
Sevgili oğlum Mustafa,
Çok üzgünüm. Annen vefat ettiğinden beri onsuz hayatımın bir tadı yok. Seni alıp götürdüklerinden beri de seni çok arıyorum. Üniversitende olduğun zamanlar bile telefondaki sesini arıyorum. Bu yıl galiba felaket geçecek. Toprak o kadar sert ki, toprağı kazamıyorum ve bu yıl hiç bir ekin ekmem mümkün görünmüyor. Gerçekten artık baban çok yaşlandı. Biliyorum ki elinde olsa yanıma gelip tarlamı kazmama yardımcı olurdun. Tıpki eski günlerdeki gibi. Sakın dert etme oğlum, yaşlı bir adam sadece boş, boş şeyler yazıyor o kadar. Sen kendine iyi bak, cesur ol, ve isminin nereden geldiğini de asla unutma.
Sevgilerinle,Baban
Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup gelmiş.
Sevgili Babacığım,
Sakın tarlayı kazma. Bütün cesetleri oraya gömdük.
Sevgiler biricik oğlun Mustafa.
Ertesi gün sabaha karşı saat 4..00 de yaşlı çiftçiyi polis yatağından ense paça kaldırmış ve apartopar tarlaya götürmüş. Bütün tarlayı kazmışlar. Hiç bir şey bulamayınca bir kazdıklarını bir kez daha kazmışlar. Sonunda bakmışlar en ufak bir şey bulamamışlar, yaşlı çiftçiden özür dilemişler ve geldikleri gibi gitmişler. Aynı gün yaşlı adam cezaevinde yatan oğlundan bir mektup daha almış.
Sevgili babacığım,
Şimdi tüm ekinlerini ekebilirsin. Yanında olup her zaman olduğu gibi beraber tarlayı kazmayı çok isterdim. Ama bugünkü ortamda elimden ancak bu kadarı geldi. Kusuruma bakma.
Sevgi ve saygılarımla, oğlun Mustafa
Osmanlı döneminde yolsuzluklarıyla ünlü Karakuşî adında bir kadı (yargıç) varmış.
Bir gün Karakuşî Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış, sahibini bekleyen nefis bir ördek var. Karakuşî Kadı, fırıncıya “Ben bunu aldım” demiş.
Kadıya itiraz edilir mi? Boynunu büken fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.
* * *
Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: “Hani bizim ördek?”
Fırıncı bir kez daha boynunu büküp “Uçtu” deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış. Gayrimüslim de peşinde, onu kovalıyor.
Fırıncı telaşla bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da öfkeyle fırıncının peşine takılmış. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp düşmüş peşlerine.
* * *
Kovalamaca böyle devam ederken, duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşî Kadı’nın karşısına çıkarmışlar.
Kadı, sırayla sormuş... Ördeğin sahibi “Bu adam ördeğimi hiç etti” diye şikâyet etmiş.
Karakuşî Kadı, fırıncıya sormuş: “Ne yaptın bu adamın ördeğini?”
Fırıncı: “Uçtu” demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış. Ördeğin karşısında “Tayyar” yazılı. Tayyar “uçar” anl***** gelir. “O halde ördeğin uçması suç değil” diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.
* * *
Kadı, gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikâyetine de kara kaplı defterden şöyle bir madde bulmuş:
“Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla...”
Davacı “Ne olacak şimdi?” diye sorunca Karakuşî Kadı “Şimdi” demiş “Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız.”
Gayrimüslim vatandaş, şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.
* * *
Karakuşî Kadı, çocuğunu kaybeden kadının kocasına da “Tamam” demiş “Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak!”
Böyle olunca “Aman aman” diyen adam da şikâyetini anında geri almış, fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi vatandaşa: “Senin şikâyetin ne bre?”
Yahudi ellerini iki yana açmış: “Ne diyeyim kadı efendi?” demiş “Adaletinle bin yaşa sen, e mi!”
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]...................
[Linkleri Sadece Üyelerimiz GörebilirÜye Ol]...................
Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)